Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) denildiğinde çoğu kişinin aklına sık el yıkamak, eşyaları belirli bir düzende tutmak veya kapıyı tekrar tekrar kontrol etmek gelir. Oysa bazı kişilerde zorlayıcı tekrarlar dışarıdan görülmez. Günlük yaşam olağan akışında sürüyor gibi görünürken kişi, zihninde bir konuşmayı yeniden inceleyebilir, bir düşünceyi etkisizleştirmeye çalışabilir veya kesin bir yanıt bulamadığı şüpheyle uzun süre uğraşabilir.
Bu nedenle OKB’yi yalnızca temizlik alışkanlıkları üzerinden anlamak, yaşanan güçlüğün önemli bir bölümünü gözden kaçırabilir.
Obsesyon ve kompulsiyon ne anlama gelir?
Obsesyonlar, kişinin isteği dışında tekrar ortaya çıkan ve sıkıntı yaratabilen düşünceler, görüntüler veya dürtülerdir. Kompulsiyonlar ise bu sıkıntıyı azaltmak ya da korkulan bir sonucu önlemek amacıyla yapılmak zorunda hissedilen tekrarlayıcı davranışlar veya zihinsel eylemlerdir. [1]
Önemli olan yalnızca ne düşünüldüğü veya ne yapıldığı değildir. Kişinin bu tekrarları ne ölçüde zorunlu hissettiği, ne kadar zaman harcadığı ve günlük yaşamının nasıl etkilendiği de değerlendirilir. [2]
Dışarıdan görünmeyen zorlantılar
Bazı tekrarlar zihnin içinde gerçekleşir. Kaygıyı gidermek amacıyla belirli kelimeleri içinden yinelemek, saymak veya rahatsız edici bir düşünceyi başka bir düşünceyle “geçersiz kılmaya” çalışmak bunlara örnektir. [1]
Örneğin bir kişi, bir konuşmada kırıcı olup olmadığından şüphe duyabilir. Konuşmayı bir kez değerlendirmek yerine, her sözcüğü tekrar tekrar zihninde tartabilir. Bir başkası, istemediği bir düşünce aklına geldiğinde kendini rahatlatan bir cümleyi belirli bir biçimde tekrarlamak zorunda hissedebilir.
Ancak her zihinsel tekrar veya uzun düşünme OKB anlamına gelmez. Benzer görünen deneyimler farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu örnekler bir tanı listesi değildir; davranışın amacı ve kişinin bütün yaşantısı birlikte ele alınmalıdır.
“Ya öyleyse?” sorusunun bitmeyen döngüsü
Şüpheye verilen yanıt kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak ardından yeni bir ayrıntı akla geldiğinde yeniden kontrol etme veya kesinlik arama ihtiyacı doğabilir. Zorlantının sağladığı geçici rahatlama, bu döngünün sürmesine katkıda bulunabilir. [1]
Örneğin, “Yanlış anlaşılmadın” yanıtını duyan kişi rahatlayabilir; bir süre sonra “Peki ya karşımdaki beni üzmemek için böyle söylediyse?” sorusu ortaya çıkabilir. Bu noktada güçlük, yalnızca başlangıçtaki sorunun yanıtı olmayabilir.
Bir düşüncenin akla gelmesi, onu istemek değildir
İstenmeyen, kişinin değerleriyle çelişen düşünceler yoğun utanç veya korku yaratabilir. Rahatsız edici bir düşüncenin akla gelmesi, tek başına kişinin o düşünceyi onayladığı veya gerçekleştirmek istediği anlamına gelmez. Düşüncenin içeriği kadar kişinin onunla kurduğu ilişki de önemlidir. [1]
Bu ayrım, her düşünceyi açıklama veya kendini sürekli sınama zorunluluğu hissetmenin anlaşılmasına yardımcı olabilir. Değerlendirmede ise düşünce, niyet ve davranış birbirinden ayrılarak ele alınır.
Ne zaman profesyonel değerlendirme gerekir?
Şüpheler ve tekrarlar belirgin zaman alıyor, günlük işleri geciktiriyor, ilişkileri etkiliyor veya bazı durumlardan kaçınmanıza yol açıyorsa bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmek yararlı olabilir. Dışarıdan fark edilmeyen belirtiler de yardım istemek için yeterli bir neden olabilir. [2]
OKB için etkili tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Maruz bırakma ve tepki önlemeyi içeren bilişsel davranışçı terapi ile gerektiğinde ilaç tedavisi, kişinin ihtiyaçlarına göre değerlendirilir. Zihinsel zorlantıların da tanınması tedavi planı açısından önem taşır. Kişiye uygun yaklaşım profesyonel değerlendirmeyle belirlenir. [3]
Bir güçlüğün görünür olmaması, kişinin yaşamındaki etkisinin küçük olduğu anlamına gelmez. OKB’yi anlamaya çalışırken dışarıdan görülen düzen kadar, kişinin içinde sürdürmek zorunda hissettiği tekrarları da dikkate almak gerekir.
