Takviminiz dolu olduğu hâlde yeni bir görevi kabul etmek, dinlenmek istediğiniz akşam bir davete gitmek veya sizi rahatsız eden bir davranış karşısında sessiz kalmak… Sonrasında kendinize “Neden yine evet dedim?” diye sorduğunuz olabilir.
Bazen güçlük, ne istediğimizi bilmemekten çok, bunu söylediğimizde olacakları düşünmekle ilgilidir. Karşı tarafı üzmekten, bencil görünmekten veya ilişkinin bozulmasından çekinebiliriz.
“Hayır” demek neden suçluluk hissettirebilir?
“İyi bir insan herkese yardımcı olur” ya da “Reddedersem beni sevmezler” gibi katı varsayımlar, bir talebi geri çevirmeyi zorlaştırabilir. Oysa bir isteği kabul edememek, o kişiye değer vermemekle aynı şey değildir. [1]
Suçluluk duygusu, davranışımızı değerlendirmek için bir işaret olabilir; ancak tek başına yanlış yaptığımızın kanıtı değildir. Neyi reddettiğimize, bunu nasıl söylediğimize ve üstlendiğimiz sorumluluklara birlikte bakmak gerekir.
Sınır koymak ilişkide neyi değiştirir?
Kendini açık ve saygılı biçimde ifade etme becerisine atılganlık (assertivite) denir. Burada hem kişinin kendi ihtiyaçları hem karşı tarafın hakları dikkate alınır. İhtiyaçları sürekli gizlemekle, onları suçlama veya tehdit yoluyla dayatmak arasında başka bir iletişim yolu mümkündür. [2]
Örneğin bir konuşmayı sürdürmek istemediğinizde “Sen zaten hep böylesin” yerine “Şu an bu konuşmaya devam etmekte zorlanıyorum; biraz ara vermek istiyorum” diyebilirsiniz. Bu ifade, kendi ihtiyacınızı ve yapmayı planladığınız şeyi somutlaştırır.
Daha açık bir yanıt için nereden başlayabilirsiniz?
Hemen yanıt vermek zorunda hissetmeyin
Kararınızı henüz bilmiyorsanız bunu söyleyebilirsiniz: “Programıma bakıp sana haber vereyim.” Böyle bir ara, ne kadar zamanınız ve enerjiniz olduğunu düşünmenize alan açabilir. Yanıtı ertelemekle, sonunda söylemek istemediğiniz bir “evet”i vermek farklıdır. [3]
Yanıtınızı kısa ve belirli tutun
“Bu hafta bu görevi üstlenemeyeceğim” gibi açık bir cümle, belirsiz ifadelerden daha anlaşılır olabilir. Uygunsa kısa bir gerekçe verebilirsiniz; kendinizi kabul ettirebilmek için uzun bir savunma yapmak zorunda değilsiniz. Ses tonu ve beden dilinin de sözlerle uyumlu olması önemlidir. [1, 3]
Alternatif sunmayı yeni bir zorunluluğa dönüştürmeyin
Gerçekten uygunsa “Bugün görüşemem; gelecek hafta kısa bir görüşme yapabilirim” diyebilirsiniz. Ancak reddettiğiniz her talebin yerine başka bir yük üstlenmeniz gerekmez. Bir alternatif, kendi koşullarınızla uyumlu olduğunda anlamlıdır. [1]
Karşı tarafın memnun olmaması, iletişimin başarısız olduğu anlamına gelir mi?
Açık ve saygılı konuşmak, karşı tarafın mutlaka anlayışla yanıt vereceğini garanti etmez. Bir kişi hayal kırıklığı yaşayabilir veya isteğinde ısrar edebilir. Sınır koymanın başarısını yalnızca onun tepkisiyle ölçmek, kendi ihtiyacınızı yeniden geri plana itmenize yol açabilir. [2]
Öte yandan her anlaşmazlıkta aynı cümleyi kullanmak da yeterli değildir. İlişkinin niteliği, ortak sorumluluklar ve koşullar dikkate alınmalıdır. Amaç bütün talepleri reddetmek değil, verdiğiniz yanıtın daha bilinçli bir seçime dayanmasıdır.
Güvenlik ve destek ne zaman öncelik kazanır?
Tehdit, şiddet veya misilleme riski bulunan bir ilişkide doğrudan yüzleşmek güvenli olmayabilir. Böyle durumları yalnızca iletişim becerisi eksikliği olarak görmek doğru değildir; güvenliği ve uygun destek seçeneklerini değerlendirmek önceliklidir. [2]
Gündelik ilişkilerde ise daha düşük gerilimli durumlardan başlayarak pratik yapmak yararlı olabilir. İhtiyaçlarınızı söylemek yoğun kaygıya veya sürekli çatışmaya yol açıyorsa bu örüntüyü profesyonel destekle ele alabilirsiniz. [3]
İlişkide yer açmak, kendi ihtiyaçlarınıza da yer verebilmeyi içerir. Her zaman kolay hissettirmese de açık, ölçülü ve saygılı bir yanıt üzerinde çalışılabilecek bir beceridir.
